2 Mayıs 2019 Perşembe

Sebzeli Sulu Köfte


Sıkışık zamanlarda beni kurtaran, başlı başına öğün sayılan Sebzeli Sulu Köfte tarifini de bloga eklemeliydim. Aslında 2007 yılında yayınladığım Terbiyeli Ekşili Köfte tarifinin farklı bir versiyonu. Yiğit sebzeli olanı daha çok sevdiği için bu da blogda ulaşılabilir olsun. Tarif elbette annemden bana gelen, ondan öğrendiğim, geleneksel mutfağın lezzetlerinden birisi.

Sebzeleri tek tek haşlamak zor olduğunda hazır, konserve garnitür de kullanılabilir.

Sebzeli Sulu Köfte

Köfte 

300 g. kıyma
1 orta boy soğan rendesi
1 yumurtanın akı
1 çay bardağı haşlanmış pirinç
Tuz, karabiber
İnce kıyılmış maydanoz

Ayrıca 2-3 kaşık un

Sebzeler

1 havuç 
1 patates 
1 su bardağı bezelye

Terbiye

1 yumurtanın sarısı
½ limon suyu
1 su bardağı su

Haşlamak için 1-1,5 litre su

  • Patates ve havucu küp küp doğrayın.Sebzeleri (patates, havuç, bezelye) suyun içine alıp haşlayın.
  • Köfteyi (un hariç) yoğurun. Fındık büyüklüğünde parçalar koparılıp yuvarlayın. Bir tepsiye unu alın, köfteleri  koyup her tarafına un bulaşacak şekilde sallayın.
  • Sebzelerin pişmesine yakın köfteleri ekleyip pişirin. 
  • Pişen köftelerin üzerine terbiye malzemeleri karıştırıp dökün, kısık ateşte birkaç dakika daha pişirin.

Afiyet olsun.


7 Nisan 2019 Pazar

İç Baklalı Enginar


Tam da enginar ve bakla zamanıysa yeni bir enginarlı tarif daha paylaşmalıyım. ANNE KEDİ'de 2008 yılında İzmir'de yaşadığımız zaman zeytinyağlı enginar tarifini yazmıştım. Yine aynı zamanda yaptığım iç bakla tarifi de blogda var.

  • İç baklalı enginar her iki tarifin birleşimi gibi ama tarifi buraya da yazıyorum ;)
  • Enginarların ayıklanıp hazırlanması için  zeytinyağlı enginar tarifine bakabilirsiniz.


İç Baklalı Enginar

8 adet enginar
15-20 adet arpacık soğan
1 yemek kaşığı un
1 çay bardağı zeytinyağ
Yarım limon suyu
1,5 su bardağı su
250 gram taze iç bakla

Üzerine kıyılmış dereotu
  • Soyulup hazırlanan, tuz ve limonla ovulan enginarları tuzu gidene kadar yıkayın.
  • Zeytinyağında önce soğanları kavurun, un ilave edilip kavurun.
  • Yıkanan enginarları iç kısımları tencerenin tabanına bakacak şekilde yerleştirin.
  • Limon suyu sıkıp, 1,5 su bardağı su ilave edin.
  • Enginarların üzerine bir tabak yerleştirin. Tencerenin kapağını kapatıp enginarlar yumuşayana kadar pişirin. Düdüklüde 10-15 dakikada pişirmek yetiyor.
  • Bu arada taze baklanın kabuklarını soyup, ayıklayın.
  • Pişen enginarları çanak kısmı yukarı gelecek şekilde servis tabağına alın. İç kısma arpacık soğanları yerleştirin.
  • Tencerede kalan yemeğin suyunda baklaları yumuşayana kadar pişirin.
  • Baklaları enginarların üzerine alıp istenirse taze kıyılmış dereotu ile süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.

31 Mart 2019 Pazar

San Sebastian Cheesecake


San Sebastian Cheesecake'i ilk kez Chef Akademi'de Chef Ali Açıkgül ikram ettiğinde tatmıştım. Yiğit lise IB programı sırasında Chef Akademi'nin workshoplarına katılmıştı. Hem eğitimlerden hem de hocaların yaklaşımından çok memnun kaldık. Yiğit bir çok tarifi tek başına yapabiliyor, yemek yapmaya ilgisini arttırdı hem de içindeki gizli şefi ortaya çıkardı :)) Ankara'da benzer eğitim arayışınız varsa kesinlikle tavsiye ederim.

Tarifin değişik versiyonlarını bulabilirsiniz, yemek.com tarifini tercih ettim.
  • Blogda 2008 tarihli Tabansız Cheesecake tarifim var ama bu tarif kesinlikle daha pratik. Üzerine herhangi sos, süsleme yapmadık; belki biraz meyve ve dondurma yakışır.
  • Kelepçeli kalıp 24 cm, yağlı kağıt sermeden önce kalıbı ve yağlı kağıdı da yağlamak önemli. Kağıdı çıkartmayı kolaylaştırıyor.
  • Kekin üst kısmının iyice kızarması önemli. Lezzeti kesinlikle arttırıyor.
  • Orjinal tariften farklı olarak şekeri azalttım, krem peynir yerine labne, vanilya yerine limon kabuğu rendesi kullandım. 180 derece fırın sıcaklığı yeterli oldu.
  • Cheesecake'in çökmemesi için fırın içinde dinlendirmeyi ihmal etmeyin. Lezzetin tam oturması için de mutlaka 1 gün dinlendirin.



San Sebastian Cheesecake

4 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
500 gram labne (suyu süzülmüş)
2 paket krema (400 ml)
1 limon kabuğu rendesi (isteğe bağlı)
2 yemek kaşığı un
  • Toz şeker ve labneyi mikser ile şeker eriyene kadar 5-6 dakika kadar çırpın.
  • Ardından ilk yumurtayı ilave edin ve çırpmaya devam edin. Ardından diğerlerini de tek tek ilave edip karışıma yedirin.
  • Yumurtaları karışıma yedirdikten sonra kremayı ekleyip karıştırın. Bu aşamada limon kabuğu rendesini ilave edebilirsiniz.
  • Son olarak unu ekleyip çırpın. Orta boy kelepçeli kek kalıbını yağlayın. Pişirme kağıdı kalıba kenarlardan taşacak şekilde yerleştirin ve yağlayın, hazırladığınız karışımı içerisine aktarın.
  • 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 45 dakika-1 saat kadar pişirin. Süre sonunda fırının kapağı yarı açık şekilde bekletin.
  • Oda ısısında soğutun. Tercihen 1 gün dinlendirip servis yapın.
Afiyet olsun.

30 Aralık 2018 Pazar

Marine Kırmızı Soğan


2018'in son tariflerinden birisi de Marine Kırmızı Soğan. Bu tarif bana ait değil ama instagram paylaşımlarımda çok popüler oldu. Dneyen tüm arkadaşlarım çok beğendi. Hatta sayfamda öne çıkan hikayelerde kendine ait bir yeri oldu :)

Soğanın, sirkenin, zeytinyağının başlı başına bağışıklık sistemi, sağlığımız üzerine olumlu etkileri var. Bir araya gelince bu etki combo yapıyor ve katlanıyor.

Soğan yağ içinde dinlendiği için yumuşuyor mideyi rahatsız etmiyor ve etken maddeler de yağa geçiyor.

Bu paylaşımdaki fotoğrafları da instagram paylaşımlarından seçtim.


Benim oğlum soğan ve sarımsak delisi olduğu için özellikle kışın her ikisine de çok yükleniyorum. Marine kırmızı soğanın yağına ev yapımı, mis gibi bir ekmeği bandırmak yok mu, yeme de yanın da yat misali :)

Kullandığım sirke ev yapımı, fermente, pastörize edilmemiş elma sirkesi. Benim sirke tercihim Fermente Mutfağım ve Fermante Sirke


Marine Soğan

1 adet kırmızı soğan
1 çay bardağı sızma zeytinyağı
2 yemek kaşığı elma sirkesi
1 tutam tuz
1 çay kaşığı kekik
  • Soğanı piyazlık doğrayın. Diğer malzemeleri ekleyip karıştırın.
  • Cam bir kap içinde ağzı kapalı olarak oda sıcaklığında en az 3-4 saat bekletin.
  • Oda sıcaklığında bir gün bekletebilirsiniz. 

Altın Karışım


İki sene önce hayatıma giren ve son bir senedir düzenli tükettiğim altın karışım diye adlandırılan, muhteşem bir iksirden söz etmeliyim. Bu karışım ve marine kırmızı soğan tarifim instagrama 2018 yılında damgasını vurdu (elbette beni takip eden sevgili arkadaşlarım arasında :)) Bende 2018 yılının son tarifleri olarak ikisini ekliyorum.

Bu paylaşımdaki tüm fotoğrafları instagram hikayelerde paylaştığım şekilde ekliyorum. Bu paylaşımlar altın iksiri ne şekilde kullandığım hakkında da bir fikir verebilir.



Zerdeçalın faydaları biliniyor ve bir çok bilimsel çalışmayla da desteklenmiş durumda. Özellikle Prof.Dr. Erkan Topuz Hoca'nın da tüketilmesini önerdiği bir baharat. Karabiber ile bir arada kullanıldığında etkisi katlanıyor.

Benim bağışıklığımı desteklediğini birebir yaşayarak gördüm. Özellikle kefirle tükettiğim için astım ataklarım azaldı, neredeyse hiç hasta olmuyorum.


Ölçüleri yine instagramda takip ettiğim Gıda mühendisi Erdem Öner'in verdiği şekilde yapıyorum. Kendisini takip etmenizi şiddetle öneriyorum. Kafanızdaki gıdalarla ilgili bir çok soruya paylaşımlarında cevap bulabilirsiniz.

Her gün 1-2 tatlı kaşığı ölçüsünde mutlaka kullanıyorum. Genellikle kahvaltıda 1 bardak kefire ilave etmeyi tercih ediyorum. Bazen de kemik jölesine ilave ederek tüketiyorum. Bunun dışında mutlaka çorbalara ilave ediyorum. Beslenme tarzınıza göre alışkanlığınızı oluşturabilirsiniz.

Haftalık olarak karışımı hazırlıyorum. Mutfak masasında baharatların yanında her an elimin altında duruyor.

Elbette baharatlar taze, kaliteli ve güvenilir yerlerden temin edilmiş olmalı.


Altın Karışım

3 tatlı kaşığı toz zerdeçal
1 tatlı kaşığı toz karabiber
1 çay bardağı sızma zeytinyağı
  • Hepsini karıştırıp ağzı kapalı cam bir kasede saklayın.
  • Tüketmeden önce iyice karıştırıp homojen hale getirin.



22 Aralık 2018 Cumartesi

Zencefilli Pekmezli Kurabiye

Hoşçakal 2018

2018 bitmeden son 15 gün için kendime hedefler koydum ve instagram hikayelerde de paylaştım. Kendim için yaptığım bir challenge listesiydi aslında. Neler var derseniz yarım kitabımı bitirmek, 2019 yaratım panosu hazırlamak, zencefilli kurabiye pişirmek, 3 gün detoks yapmak, 2018'i gözden geçirip yazarak vedalaşmak gibi bir çok madde var.

Zencefilli kurabiye pişirmeyi zaten istiyordum. Bu bahane ile eski yeni yıl kurabiyesi tarifim yerine, şimdiki yaşam tarzımıza daha uygun şekersiz bir tarif yapmak istedim. Böylece hem şekersiz hem de tereyağsız bir tarif oldu. Tereyağsız kurabiye olmaz ön yargısından da uzaklaşıyorum iyice.

*** Unu 3 su bardağı ekledim. Unu yavaş yavaş karıştırarak ekleyin mutlaka, una göre miktar değişebilir.

Zencefilli Pekmezli Tarçınlı Kurabiye

1 yumurta
Yarım çay bardağı zeytinyağı
2 çay bardağı pekmez
1 yemek kaşığı su
1 paket (5 gram) karbonat (yaklaşık 1 tatlı kaşığı)
1 tutam tuz
2 tatlı kaşığı toz zencefil
1 tatlı kaşığı toz tarçın
3 su bardağı un

  • Zeytinyağı ve yumurtayı çırpın. Pekmezi ekleyip çırpın.
  • Un hariç diğer malzemeleri ekleyip karıştırın.
  • Unu yavaş yavaş eklerken karıştırın. Hamur şekil alacak kıvama gelince 10 dakika dinlendirin.
  • Çok az un serpilmiş tezgahta hamuru 1-2 cm kalınlığında açıp kalıp ile şekillendirin.
  • İsterseniz üzerine toz şeker serpebilirsiniz. Ben yarısına  serptim yarısını sade yaptım. 
  • Yağlı kağıt serilmiş tepside 170 dereceye ısıtılmış fırında 10 dakika pişirin.
Afiyet olsun.

13 Kasım 2018 Salı

Sütlü Ispanak Çorbası


Bizim evde çorba yaz kış içilir. Mevsimine göre sebzeleriyle, bazen kemik jöleli, bazen terbiyeli, bazen de soğuk çorbalar pişirilir.

Akşam yemek yemeyi geçen yaz aylarından beri bıraktım. Sadece dışarıda arkadaş buluşmalarında, aile toplantılarında abartmadan yemeye çalışıyorum. Bazen gün içinde çok az yemişsem akşam ufak bir öğün yapıyorum. Tercihim de salata ve çorba oluyor.

Ispanak çorbasını bu sefer sütlü yaptım, süt yerine krema da konulabilir. 

Sütlü Ispanak Çorbası

Yarım kg ıspanak (kalın yerleri ve sapları temizlenmiş)
1 adet kuru soğan
2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı un
3 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz, karabiber, kırmızı biber
250 ml süt
750 ml su

  • Yemeklik doğradığımız soğanları tencerede 2 yemek kaşığı zeytin yağında kavurun. Pirinç tanesi büyüklüğünde doğranan sarımsakları da ekleyip kavurmaya devam edin.Ispanakları tencereye ilave edin, kısık ateşte pişirin.
  • Ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı zeytin yağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Unun üzerine ıspanak, süt ve suyu ilave edin. 15 dakika pişirin.
  • Çorbayı blenderdan geçirin. Tuz, karabiber ve kırmızı biber ilave ederek servis yapın.
Afiyet olsun.

27 Mayıs 2018 Pazar

Tavuklu Fette


Fette, Arap mutfağına ait bir tarif ama benzer tarifler bizim mutfağımızda da yer alıyor. Bugün Yiğit için tavuklu yaptım ama benim tercihim patlıcanla (közlenmiş patlıcan ve kırmızı biber ile mükemmel oluyor) yapılanı. Ayrıca kuşbaşı etli, kıymalı da yapabilirsiniz.

Tabanda lavaş kullanmayı tercih ediyorum. Ramazan ayında bir gün önceden kalan pideyi doğrayarak kullanabilirsiniz ya da Silor tarifinde olduğu gibi yufkaları fırınlayıp kullanabilirsiniz. Hatta bayat ekmekle bile yapılabilir.

Aşağıda verdiğim ölçüler bizim gibi minik aileler için yeterli, miktarı arttırabilirsiniz. Ben küçük boy yuvarlak borcamda yapıyorum.

Lavaşları fırında kızartmayı tercih ediyorum ama tavada da kavurabilirsiniz.



Tavuklu Fette (3-4 kişilik)

Taban
6 adet küçük lavaş
Zeytinyağı
Tuz, karabiber, pul biber
1 çay kaşığı sarımsak kurusu ya da 1-2 diş ezilmiş sarımsak

Yoğurtlu Sos
2 su bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı tahin
1 çay kaşığı kimyon
(yoğurt kıvamlı ise yarım su bardağı su ilave edilebilir)

Tereyağlı Sos
1 yemek kaşığı tereyağ
1 çay kaşığı kırmızı toz biber

1 su bardağı haşlanmış nohut
Haşlanmış, didiklenmiş tavuk eti

  • Lavaşları küçük kareler şeklinde doğrayın. Yağ ve baharatlar ile harmanlayıp fırın tepsisine yayıp, fırında kızarana kadar 170-180 derecede pişirin.
  • Tavuk ve nohut ılık değilse fırında ısıtın. (Soğuk da kullanabilirsiniz ama ılık daha çok yakışıyor)
  • Yoğurt sosu için yoğurt, tahin, kimyonu karıştırın.
  • Tereyağlı sosu kırmızı toz biber ile hazırlayın.


  • Lavaşları servis tabağına alın. Üzerine tavuk ve nohutları yayın.
  • En üste yoğurtlu sosu yayın, üzerine tereyağlı sosu gezdirin.
  • Bekletmeden servis yapın.
Afiyet olsun.

9 Mayıs 2018 Çarşamba

Glutensiz Karaorman Keki


Ara sıra glutensiz tatlılar yapıyorum ama bu sefer ilk kez hazır glutensiz un kullandım. Unun markası enerBio ve Rossmann'dan aldım. Rossmann'a sıklıkla doğal, temiz içerikli deterjan ve kozmetik alışverişi için gidiyorum. Gıda ürünlerinde de organik, glutensiz ürünleri bulabiliyorum.

Bizim gluten alerjimiz yok ama ara sıra glutensiz tarifleri yapıyorum. Sonuçta glutenin zararları biliniyor artık.

Karaorman kekinin beyaz unla yapılmış tarifini de ANNE KEDİ'de bulabilirsiniz.

* Tarifte "cup" ölçüsü kullandım. 210-220 ml civarı orta boy su bardağı kullanabilirsiniz.



Glutensiz Karaorman Keki

3 yumurta
1 cup şeker
1 cup süt
1/2 cup kakao
1 cup su
500 gram glutensiz un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 cup damla çikolata
1 cup vişne


  • Yumurta ve şekeri çırpın. Süt ve kakaoyu ekleyip çırpın. Suyu ekleyip çırpın. 
  • Un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip çırpın.
  • Damla çikolatayı ekleyip çırpın. Kek karışımını yuvarlak veya büyük kare borcam tepsiye dökün.
  • Kekin üzerine ayıklanmış vişneyi dizin.
  • 170 dereceye ısıtılmış fırında pişirin.
Afiyet olsun.



21 Nisan 2018 Cumartesi

Enginarlı Pilav


Enginar zamanı geçmeden enginarlı pilav tarifini paylaşmayı başardım. Blogda istediğim zamanda yeni tarif paylaşmak gittikçe zorlaşıyor. Facebook ANNE KEDİ sayfasını daha güncel tutmaya çalışıyorum, hiç olmazsa mutfakta geçirdiğim anlık zamanları, hızlı tarifleri paylaşabiliyorum. 

Enginarlı pilavı da bir pazar günü hem Facebook ANNE KEDİ sayfasında hem de instagram hesabımda paylaşmıştım ve ilgi çekmişti. Hatta hemen tarifi bloga yazıyorum demiştim ama tarifi yazmam 2 haftayı buldu ;)

Blogda yer alan zeytinyağlı enginar tarifinde enginarları nasıl soyup ayıkladığımı görebilirsiniz.

Blogda yer alan diğer enginarlı tarifler:

Enginarlı Pilav

4 adet enginar
1 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
1 su bardağı pirinç 
1 çay bardağı su
1,5 yemek kaşığı zytinyağı
Tuz, karabiber
1/2 demet dereotu
  • Taze enginarları ayıklayıp küp küp doğrayın.
  • Kuru soğanı yemeklik doğrayıp zeytinyağında hafif kavurun. Doğranmış enginarları ekleyip 1-2 kez karıştırın. Dolmalık fıstık, kuş üzümü ve suyu ekleyip enginarlar yumuşayana kadar pişirin.
  • Yıkanmış, ıslatılmış pirinci yumuşayan enginarlara ekleyin. Tuz ve karabiberi ekleyip kısık ateşte pişirin.
  • Pilav pişince altını kapatın. Demlenirken üzerine kıyılmış dereotunu ekleyip karıştırın.
Afiyet olsun.

17 Mart 2018 Cumartesi

Kemik Jölesi


Çocukluğumuzda kemiklerimiz güçlü olsun diye annem sık sık paça çorbası içirirdi ya da hasta olduğumuzda aklımıza ilk gelen tavuk/et suyuna çorba yapmak olurdu. Geleneksel olarak Türk mutfağı sağlıklı yaşamı destekliyor ama bizler hızlı yaşam içinde alışkanlıklarımızı kaybediyoruz. Sonuçta da sağlığımızı, enerjimizi, mutluluğumuzu kaybediyoruz. Son yıllarda daha fazla okuyup araştırdıkça var olan rahatsızlıklarımızı beslenme tarzımızı değiştirerek iyileştirebileceğimizi fark ettik. Sosyal medyanın gücü, İnternet sayesinde bir çok bilgiye ulaşabilmemiz işimizi kolaylaştırıyor.

Sağlıklı yaşam için bir çok blog, sayfa takip ediyorum ve her zaman da aldığım bilgiler için kendilerinden bahsediyorum. Örneğin Fermente Mutfağım, pinoeatshealthy, instagramda alternatif tıp terapisti Ferah Şıvga

Kemik jölesi için bir çok kaynak ve bu sayfaları çok dikkatli okudum, araştırdım. Benim temel beslenmem vejetaryen, çok nadir hayvansal ürün tüketiyorum. Her zaman alternatifini kullanmaya çalışıyorum. O yüzden kemik jölesi benim için soru işaretiydi ama var olan alerji ve otoimmun hastalıklar için bağırsak geçirgenliğini azaltmada en etkili gıdalardan biriydi. Sonuçta et yemiyorum ama kemik jölesi tüketiyorum. 

Kemik Jölesini Nasıl Tüketiyorum?

En sık iki şekilde:
  • Her türlü çorba, pilav, yemeğe ekleyerek
  • 200 ml kadar jöleyi ılıtıp içine limon sıkarak (genellikle zerdeçal karabiber karışımı da ekliyorum) Kollajen ve C vitaminini bir arada almak öneriliyor, mutlaka limon sıkın, ayrıca içimi de güzel oluyor.


Kemik jölesi kollajen kaynağı. Kollajen, insan vücudunun destek dokusudur ve esas olarak vücut çatısının desteklenmesinden sorumludur, yani iskelet kası, kasları kemiklere bağlayan kirişler ve kemiğin matriksi kollajenin farklı formlarından oluşur. Buna karşılık damarların cidarı, kalp, iç organların destek dokusu da kollajenden meydana gelir. 

Kollajen suda kolay çözünen bir özellik göstermez, biz kollajeni daha çok yemeğin suyuna geçtiğinde fark ederiz. Kollajen yemeğin pişme süresini belirler, çünkü dokunun içinden süzülüp yemeğin suyuna geçmesi uzun sürer. Yani yemeğin pişme süresini belirleyen şey kollajenin çözülüp suya geçmesidir. İlikli kemik etten çok kas kirişi ve kemik içerdiğinden çok fazla kollajen açığa çıkar, ama tencere soğuduğunda kollajen çözünürlüğünü yitirir, donar, jel oluşturur. İşte buna jöle adı verilir, son derece besleyicidir. 

İnsan vücudu kendine tamamen yeterli değildir. Proteinleri oluşturan amino asitlerin sekizini (esansiyel olanlar) dışarıdan almak zorundadır. Aynı şey bazı yağlar ve vitaminler için de gereklidir. Bu alınanların bir kısmı enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılsalar da, önemli bir kısmı binanın  tadilatında kullanılır. Siz hiç yaralanmasanız, hiç spor yapmasanız, hatta kendinizi hiç yormasanız bile vücudun bir “dönüşümü”, yani “turn-over”ı bulunmaktadır, eskisi yıkılarak yerine yenisi konur. O nedenle dışarıdan alınması gerekenlerin düzenli alınması özellikle büyüme çağındaki çocuklar, hamileler ve emzirme döneminde “fazlasıyla” zorunludur. (yavuzdizdar.com)

Kemik jölesinin faydaları hakkında çok bilgi bulabilirsiniz. (Fermente Mutfağımpinoeatshealthy,) Aşağıda yazılanlardan yararlanabilmek için kemik jölesi sağlıklı kemiklerden hazırlanmalıdır. Mümkünse bildiğiniz kasaptan doğal beslenmiş (hormon, antibiyotik yüklenmemiş) hayvanların ilikli kemiklerini alın. Bunun Türkiye koşullarında artık çok zor olduğunun farkındayım ve benim de en çok sıkıntı duyduğum konu bu. Kendinize güvenebileceğiniz, sürekli alışveriş yapabileceğiniz, yerli besiden ürün satan kasap bulmanız en doğrusu. Yoksa sağlık için bir şeyler yapalım derken bir çok hastalık, kimyasal toksik maddeye maruz kalabiliriz.

Kemik jölesinin faydaları:

  • Bağırsak geçirgenliğini azaltır. Kemik suyundaki kollajen sızıntılı bağırsağı iyileştirir. Sindirim sistemi mukozasına ve besinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Yeterince parçalanmamış proteinlerin kana geçmesini engellemiş olur. Böylece onlarca otoimmun hastalıklık, depresyon, kanser, diyabet gibi sayısız hastalığı hem tedavi edip korur.
  • Kemik oluşumu, büyümesi ve tamiratını içeriğindeki kalsiyum,magnezyum ve fosfor ile destekler. 
  • İçeriğinde antiinflamatuar aminoasitler, glisin ve proline çok yüksektir.
  • icerigindeki arginine bagisikligi ve yara iyilesmesini, buyume hormonu salgilanmasini, karaciger hucre yenilenmesini ve erkeklerde sperm olusumunu destekliyor.
  • icerigindeki glycine kas yıkımını engeller, safra tuzu ve glutatyon üretimini destekler, antioksidan görevi görür ve uykuyu iyileştiren bir nörotransmitter olarak calışır, hafızayı güçlendirir.
  • icerigindeki proline cildi doldurur, selulitleri azaltır.
  • icerigindeki glutamin bağırsağı korur.
  • Grip ve benzeri soğuk algınlığı enfeksiyonlarıyla savaşır. Bağışıklığı güçlendirir.
  • Eklem ağrısı ve iltihabı önler. İçeriğindeki glukozamin, kolajen dokuların artmasını büyümesini teşvik eder.
  • Cilt, saç ve tırnak sağlığında etkilidir.Selülitlere iyi gelir, cildin yaşlanmasını geciktirir.
  • midedeki asit refluyu tedavi eder.
  • Vücudun asit tamponlamasında kullandığı kalsiyum ve magnezyumu bol miktarda içerir.
  • Kemik suyu içerisindeki glucosamine eklem sağlığı için son derece faydalıdır ayrıca içeriğindeki chondroitin sulfate osteoartriti engeller.
  • Kemiklerden suya sızan fosfor, kalsiyum ve magnezyum  kemikleri güçlendirir.
  • Kemik suyunu düzenli içen herkesin hemfikir olduğu iki şey enerji verdigği ve uzun süre tok tuttuğudur.


Kemik Jölesi Yapımı

Koyun ve dana ilikli kemik ve eklem uçları (istediğiniz miktar)
İçme suyu (miktarı kemik kadar olacak)
Ev yapımı, doğal elma sirkesi (2 yemek kaşığı)



  • Kemikleri derin bir tencereye alıp üzerini örtecek kadar su koyun. Soğukta (buzdolabında) bir gece bekletin. Suya kemiklerin kanı geçecek, bunu dökün. Bu işlemi yaparsanız kaynatıp suyu dökmenize ya da üzerinden köpük toplamanıza gerek kalmayacak.

  • Ben ısıyı koruduğu ve hızlı ısınıp soğumadığı için döküm tencere kullanıyorum. Derin herhangi bir tencere kullanabilirsiniz.
  • Tencereye kemikleri alın. Üzerine kemik miktarı kadar içme suyu koyun, elma sirkesini ekleyip tencerenin kapağını kapatın. İlk önce yüksek ayarda hızla ısıtın ancak kaynamasına izin vermeyin. Sonra ocağın altını kısın. Hafif hafif kaynama olacak şekilde (fokurdamadan, minik baloncuklar çıkacak şekilde) ısıyı sabit tutun.

  • Bu şekilde en az 10 saat ağzı kapalı olarak pişirin. Ne kadar uzun pişirirseniz kollajen o kadar çok suya geçecektir. Ne kadar çok kollajen o kadar çok fayda demektir.
  • Süre sonunda oda sıcaklığına gelene kadar bekletin. Derin cam kaba süzgeçten geçirerek alın. Kemikleri ayırın. (Kemikleri sokakta beslediğimiz kedi ve köpeklere veriyorum)
  • Soğuyan kemik suyunu buzdolabına kaldırıp bir gece bekletin.

  • Ertesi gün buzdolabından çıkarıp üzerinde oluşan yağı atın. (yağı kullanabilirsiniz ancak doğal beslenmemiş hayvanların yağında ağır metal, hormon, antibiyotik gibi toksik maddelerin biriktiği saptandığı için önerilmiyor. Eğer hayvanın beslenmesinden eminseniz kullanabilirsiniz) 

  • Yağın atından çıkan jöle buzdolabında 4 gün, buzlukta 3 ay bekleyebilir. Tercihen bir kısmını ayırıyorum hemen çorba yapıyorum. Kalanı küçük kaselere bölerek donduruyorum.



Afiyet olsun.

yavuzdizdar.com
fermentemutfagim.com
https://pinoeatshealthy.wordpress.com

3 Şubat 2018 Cumartesi

Her Derde Deva Hindistan Cevizi Yağı


Doğanın İnsana Verdiği Mucize

Hayatımıza girmesi öyle çok uzun zaman olmadı. Yakın zamana kadar rendesini bilirdik, sonra ithal meyvelerden ilk hayatımıza girenlerden biri oldu. Merak edip aldık pek öyle aman aman bir şeye de benzetemedik. Filmlerde ve özellikle yabancı tariflerde, uzak doğu mutfağında sık sık karşımıza çıkar oldu ve bugün hayatımızı istila etti. İstila etti diyorum çünkü benim bu meyvenin yağını, suyunu, sütünü bulaştırmadığım bir yer yok ! Evdeki ergen biraz isyanda, hindistan cevizi yağı lafını duymak istemiyormuş. Ne yapabilirim o kadar faydalı ki, doğal beslenme yaşama çabası olan, kozmetiklere mesafeli duran, çeşitli alerjileri olan birisi için bir mucize.

Hindistan cevizi suyu ve sütünü yemeklerde ve içeceklerde kullanıyorum. Onlar için ayrı tarifler yazarım ama bugün konum hindistan cevizi yağı. Yağın yemeklerde kullanımını burada yazmadım, daha sonra tariflerde bahsederim.

Google'da araştırırsanız yağın faydalarını bulabilirsiniz, kısaca bahsedelim yine de. İçeriğindeki sağlıklı yağlar mükemmel enerji kaynağıdır, yağ olarak depolanmaz ve sindirimi kolaydır. Bununla ilgili şimdiye kadar bir çok çalışma yapılmış. Beyin, kalp, karaciğer, sindirim sistemi, cilt ve bağışıklık sistemi için faydalı. Bir çok cilt ve bağışıklık sistemi hastalıklarında kullanılıyor.

Ben neler yapıyorum bu yağ ile? Bir çok sebeple kozmetik ürünlerimi bitkisel, doğal, vegan ve cruelty free ürünlerden seçerim. Hindistan cevizi yağı kullanmaya başlamam ile bir çok kozmetik ürünü bıraktım bile. Kullanım alanlarımı görünce evde mutfakta, banyoda, yatak odamda hindistan cevizi yağı olduğunu fark edeceksiniz. Mümkünse organik olanı seçmeye çalışıyorum, bazen bulduğumu alıyorum. Yağı pahalı bulanlar olabilir ama eskiye göre çok çeşitli marka ve fiyat bulabilirsiniz. Bir de hayatımızdan çıkan kozmetik ürünleri düşününce pahalı gelmeyecektir.

** Hindistan cevizi yağının erime noktası 24 derece, kışın özellikle katı haldedir, ortam ısısının artmasıyla sıvılaşır. Katı halini elinize aldığınızda erimeye başlar.


  • Saç Bakım Yağı: Haftada bir kez saçlarım kuruyken sürüp topluyorum. 3-4 saat bekletiyorum. Özellikle hafta sonu iş yaparken, mutfaktayken yapıyorum ki mümkün olduğunca uzun kalsın. Kuru ve boyalı saçlar için iyi bir besleyici maske görevi görüyor. Daha sonra her zamanki gibi yıkıyorum.
  • Peeling: Küçük bir kasede 1 çay kaşığı hindistan cevizi yağı ile 1 tatlı kaşığı türk kahvesini karıştırıyorum. Kıvamı sürülebilir şekilde olacak, miktarı arttırabilirsiniz. Haftada bir iki kez duşta yüz ve vücut peelingi olarak kullanılabilir.


  • Ter ve koku önleyici: Deodorant ya da roll on demek istemedim çünkü tamamen farklı, basit ve işe yarar. Bu tarifi bir çok çok blogda görebilirsiniz, ben en basit halini yapıyorum. Çok terleyen birisi değilim, diğer roll on ya da deodorantlardan farkını görmedim. Ter ve koku sorunu yaşayanların da deneyimleri var, denemek lazım. Burada en çok korkulan konu tüylenme artışına neden olması. Hindistan cevizi yağının argan yağı / badem yağı gibi kıl kökü güçlendirici etkisi bilinmiyor. Kendi deneyimim de olmadığı yönünde ama kişiye göre değişim olabilir.
  • Derin bir kasede hindistan cevizi yağı ve karbonatı bulamaç haline getirene kadar karıştırıyorum. Ölçü göz kararı, yine sürülebilir olmalı. Evdeki eski krem kutularına ya da uygun kapaklı bir kutuya / şişeye alıyorum ve diğer deodorantları ne sıklıkla kullanıyorsam aynı şekilde sürüyorum. Parmağımın ucuyla minik bir dokunuş yeterli oluyor.

 

  •  Makyaj Temizleyici: Bir parça pamuğa yağı döküp cildinizi silin, durulama bile gerektirmez. 
  • Cilt Nemlendirici: Temel kullanımım vücut yağı olarak, her mevsimde. Kışın kuruyan cildim için, yazın güneş ve deniz sonrası destek olarak. Her zaman duştan sonra nemlendirici olarak, gerektiğinde masaj yağı olarak.
  • Tırnak Bakım Yağı: Tırnak ve tırnak kenarları için manikürde kullanıyorum. Daha önce bir sürü para verip tırnak yağı alırdım. (Sally Hansen vb) Hiç gereği yokmuş, yağı sürün yumuşatın, manikürü kendiniz yapın :)
  • Gece Bakım Yağı: Mucizevi gece bakım yağları var, hepsi çok güzel mis kokulu, gel beni al sür diyor. Aldım sürdüm, çok sevdim ama çok etkisini göremedim. O zaman bir de kendim deneyeyim istedim. Elimde hindistan cevizinden başka bir çok yağ var. Kendi cildimin ihtiyaçlarına göre belirleyip karışım hazırlıyorum. Kendinize göre oluşturmak çok kolay, sadece cildiniz ve yağları tanımak gerekiyor. Temel hindistan cevizi yağı elbette. Ben bir diğer mucizevi yağım, her yaz taze hazırladığımız kantaron yağını, tea tree oil ve melisa yağını seçtim. Bir dahaki sefere avakado yağı ve aynı sefa ile yapabilirim. Kesinlikle argan ve badem yağı kullanmam. Bu karışımı gece yatmadan önce gün aşırı kullanıyorum.
  • Oil Pulling (Ağızda Yağ Çekme): Gelelim en önemli konuya. eğer daha önce duymadıysanız bu konuyu araştırmanızı öneririm. Ben instagramda takip ettiğim @alternatiftipterapisti Ferah Şıvga'nın paylaşımlarından öğrendim. Kendisini takip etmenizi öneririm.
 

Oil pulling, ayurvedik bir yöntem. Sadece hindistan cevizi yağı ile yapılmıyor. Zeytin yağı, susam yağı, farklı yağ karışımları kullanılıyor. Hindistan cevizi yağı tadı ve kokusu ile benim için dayanabilir olduğu için kullanıyorum ve benim gibi kullanan da çok fazla.

Uygulaması:

Oil pulling, sabah kalkar kalkmaz, hiç bir şey yemeden içmeden, yağın ağız içinde ve dişlerin arasında 15-20 dakika kadar döndürülmesi şeklinde uygulanıyor. İlk başlarda bu süre çok uzun, özellikle öğürme refleksi olanlar için. Ben 2 dakikadan uzun yapamıyordum, zamanla bu süre uzadı ama hala 10 dakikaya ulaşamadım. İşlem sonunda yağ kesinlikle yutulmaz, atılır. Sonrasında ağzını su ile çalkalayıp dişlerinizi fırçalayabilirsiniz.

Yapmayın:

Yağı asla gargara yapmayın. Sadece ağız içinde döndürün. 
Yağın boğazınıza inmesine izin vermeyin. Ağzınızın içinde kalmalı.
Süreyi doldurduktan sonra yağı kesinlikle yutmayın, mutlaka tükürün.

Etkisi özellikle ağız ve diş sağlığına yöneliktir. Diş eti kanamalarına, diş lekelerine, tartara etkili, diş eti rengini düzeltme, damak tadını iyileştirme gibi etkilere sahiptir. Dil üzerinde pas oluşumunu zamanla yok ediyor.

Genellikle alerjik, sistemik, otoimmun rahatsızlıklara da etkisi söyleniyor. Tıbbi bilgi vermek istemiyorum merak ediyorsanız mutlaka araştırıp uygulayın.



Benim hindistan cevizi yağı kullanım şeklim bunlar. Daha çok farklı şekilde kullanılabilir. Örneğin diş macunu yapanlar çok fazla, henüz denedim. Şimdilik oil pulling yeterli geliyor.

Sizin farklı kullanım alanlarınız varsa paylaşırsanız sevinirim.

2 Şubat 2018 Cuma

Fırında Zerdeçallı Karışık Sebze


Fırında pişirdiğim zerdeçallı sebzelerim fotoğrafta geri planda kalmış, çorba öne çıkmış ama olsun o da çok lezzetli ve sağlıklı. Ezogelin çorbanın tarifi blogda var, bu sefer bol kemik suyu ile pişirdim. En kısa zamanda kemik suyu yapılışını da eklemek istiyorum. Hatta bugün azalan stoğumu yenilemek için ilikli kemik aldım, hazırlama aşamalarını fotoğraflarım.

Fırın sebzeler benim her mevsim kurtarıcım. Mevsimin sebzeleri ile, bol baharatla pişiriyorum. Hafta içi akşam için ezogelin çorba ve karabuğdaylı bulgur pilavı ile harika bir menü oldu.


Bu sefer patates, havuç, brokoli, pancar, sarımsak ve arpacık soğan kullandım. Genellikle evde ne varsa içerik değişiyor. Bazen yer elması, kereviz, karnabahar oluyor. Patates, soğan ve sarımsak ise demirbaş, her zaman koyuyorum. Çeşitli ve bol sebze yemek için çok pratik bir tarif, biz çok seviyoruz.

Pancar diğer sebzelere göre daha zor pişiyor. Yumuşak olmasını istiyorsanız önceden biraz haşlayabilirsiniz ya da benim yaptığım gibi fırın kabı kullanmayıp, pişirme torbası tercih edebilirsiniz. Biz pancarı çiğ yemeye alıştığımız için sert kalması sorun olmuyor.

Sebze sosunda bol zerdeçal kullandım. Zerdeçalın faydasını, antiviral etkisini, kanser üzerine etkilerini duymayan kaldı mı? Zerdeçal konusunda da mini bir yazı hazırlamalı, buralara artık daha sık uğramalı o zaman.

Pişerken pancarın saldığı muhteşem renkli suyu ve diğer sebzelerle buluşmasına bayılıyorum.

Ölçüler 2 kişilik minik ailem için yeterli, siz artırabilirsiniz elbette :)

Baharat ve yağ miktarını da kendinize göre değiştirebilirsiniz. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar ve bol çeşitli baharat kullanmak gerekli.


Fırında Zerdeçallı Karışık Sebze 

1 orta boy patates
1 havuç
Yarım çiçek brokoli
1 küçük pancar
10 adet arpacık soğan
5 diş sarımsak
1/2 çay bardağı zeytinyağ
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı pulbiber
1 çay kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı zerdeçal
  • Sebzeleri yıkayıp, soyun, iri parçalar halinde doğrayıp derin bir kaba alın. Soğan ve sarımsağı soyun, bütün olarak ekleyin.
  • Üzerine yağ ve baharatları ekleyip karıştırın.
  • Sebzeleri fırın kabına alıp 170 derecede yumuşayana kadar pişirin.
Afiyet olsun.

18 Haziran 2017 Pazar

Haşhaşlı Revani


Bayram yaklaşırken yeni bir tarif

Tarif yeni değil, çok bilinen ve paylaşılan bir tarif ama benim gibi şerbetli tatlılarla arası iyi olmayan birisi için yeni bir tarif sayılabilir. 

Anne Kedi'de geçen sene bayramda arkadaşım Vesile'nin Şambali tarifini paylaşmıştım, bu bayram için de yeni bir şerbetli tarif paylaşmış oluyorum. Bayram için tatlı tariflerine ulaşmak isterseniz Anne Kedi'nin Arşivi ve Tatlı Bölümü buralarda.

Haşhaşlı Revani

Keki için
3 adet yumurta
1 su bardağı haşhaş
1 su bardağı süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağı irmik
1/2 su bardağı zeytinyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı un

Şerbeti için
1,5 su bardağı şeker
1,5 su bardağı su
3-4 damla limon suyu

Üzerine

1 paket krem şanti
200 ml süt

  • İlk olarak şerbeti hazırlayıp soğutun. Tencereye şeker ve suyu alın, kaynamaya başlayınca limon suyunu ilave edin, 10 dakika kaynatın.
  • Kek hamuru için karıştırma kabına yumurta ve şekeri alıp çırpın. Üzerine yağ ve sütü ekleyip çırpın. Haşhaş ve irmiği ekleyip tekrar çırpılır. Son olarak un, vanilya ve kabartma tozu ekleyip çırpın.
  • Hamuru yağlanmış bir büyük boy borcama dökün, 170 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
  • Fırından çıkan haşhaşlı kekin üzerine soğumuş olan şerbeti dökün. Keki soğumaya bırakın.
  • Krem şantiyi 200 ml süt ile çırparah hazırlayın. Soğumuş kekin üzerine yayın.
  • Servis yaparken meyve veya toz antepfıstığı, fındık vb ile süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Kinoalı Bulgur / Yayla Gurme Fit



ANNE KEDİ’de yeni denediğim, beğendiğim ürünler ve malzemelerden mutlaka bahsediyorum. Bazı markalar var ki onların hemen her ürününden memnunum ve tariflerimde vazgeçilmezim oluyor.

Sağlıklı, dengeli, vegan beslenme söz konusu olduğunda bakliyatları daha çok kullanmaya başladım. Et, kıyma yerine sebze yemeklerine nohut, fasulye, kinoa eklemeyi tercih ediyorum. Bakliyat alışverişimde de önceliğim Yayla Bakliyat’ın ürünleri oluyor. Bu alışkanlığıma daha sonra Yayla Gurme Serisinin ürünlerini de ekledim. Chia, Kinoa, Greçka, Siyez Bulgur şimdiye kadar denediğim ürünler oldu.

En son, geçen Hafta Yayla Gurme Fit serisini deneme şansına kavuştum. Blogu takip edenler işlenmiş gıdalara karşı olduğumu, mümkün olduğunca kendim yapmaya çalıştığımı bilirler. Yayla Gurme Fit ürünleri katkı içermediği ve vegan olduğu için güvenle denedim. İnstagram hesabımda hikaye kısmında kinoalı bulgur pilavını adım adım paylaşmıştım.

Genellikle İnstagram'da ve ANNE KEDİ Facebook sayfasında anlık paylaşımlar yapıyorum ama her zaman bloga ekleyemiyorum. Bu sefer Yayla Gurme Fit Kinoalı Bulgur Pilavını ANNE KEDİ’ye de eklemek istedim, böylece denemek isteyenler için de bir fikir vermiş olurum.

* Paketin üzerindeki tarifi bire bir uyguladım sadece tereyağ kullanmadım. Tarife göre 3 yemek kaşığı sıvıyağ, 1 yemek kaşığı tereyağ kullanmalıydım ama 4 yemek kaşığı zeytinyağı kullanmayı tercih ettim.

* Pilavın lezzet ve kıvamını beğendim. Kurutulmuş domates oldukça yakışmış, tercihen farklı baharatlar eklenebilir.

* Yiğit’in tercihi her zaman pirinç pilavıdır, değişmez. Bulgur pilavı olduğunda sesini çıkarmaz fakat pirinç pilavı ile aynı iştahla yemez. Bu pilavı ise beğendi ve oldukça iyi dedi. Bu benim için iyi bir gösterge ve tercih sebebi 

* Kinoalı Bulgur Pilavını hazırlamam toplamda 20 dakika sürdü, hızlı ve doyurucu akşam yemekleri için Yayla Gurme Fit ürünleri tercih edilebilir.


Kinoalı Bulgur Pilavı / Yayla Gurme Fit (6-8 kişilik)
1 paket Yayla Gurme Fit Kinoalı Bulgur
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1,5 tatlı kaşığı tuz
4 su bardağı (800 ml) sıcak su
  • Tencereye 4 yemek kaşığı zeytinyağı koyup, ocağı orta ısıda açın.



  • Paketin tamamını tencereye boşaltın, 2 dakika orta ateşte kavurun ve 1,5 tatlı kaşığı tuz ekleyin.
  • Bulguru kavurduktan sonra 4 su bardağı (800 ml) sıcak su ekleyerek, 10 dakika suyunu çekene kadar orta-kısık ateşte pişirin.


  • 10 dakika dinlendirip, servis yapın.
Afiyet olsun.


4 Haziran 2017 Pazar

Glutensiz Kakaolu Muffin


Yeni beslenme düzeninde ara sıra glutensiz tarifler de yapıyorum. Bunların içinde en sık yaptığım kinoa unlu çikolatalı muffin. Tarifi instagram hesabımda paylaşmıştım, çok ilgi gördü, unutmadan ANNE KEDİ'de yerini alsın.
  • Glutensiz tariflerde kinoa unu kullanmayı tercih ediyorum. Kinoa ununda acı bir tat olabiliyor, o yüzden üretim tarihi yeni olan Dimyat marka unları tercih ediyorum.
  • Evde armut olduğu için armutlu yaptım ama vişne en çok yakışan meyve.
  • Kabartma tozu ve vanilya kullanmadım, eklenebilir.
  • Vişneli ve damla çikolatalı yaparsanız karaorman keki oluyor :) Onu tepside yapıyorum, paylaşırım.
  • Süt yerine su, yumurta yerine farklı bir bağlayıcı tercih ederseniz vegan bir tarif de oluyor :)


Glutensiz Kakaolu Muffin

1 cup kinoa unu
1/4 cup toz şeker
1/4 cup kakao
1/3 cup zeytinyağ
1/3 cup süt ya da su
1 yumurta
1 adet olgun muz
1 adet armut / elma / şeftali vb meyve



  • Muzu ezin, meyveyi küp küp doğrayın.
  • Muza yumurta ve yağı ekleyip çırpın. Süt, şeker, kakao ve unu ekleyip çırpın.
  • En son doğranmış meyveleri ekleyip karıştırın.
  • Muffin kağıtlarında / kalıbında 170 dereceye ısıtılmış fırında pişirin.
Afiyet olsun.


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails